Görünmeyen Emek: ‘Ev Kadın’larının Boşanmada Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı Hakkı
- Saliha ŞAHİN
- 14 Oca
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 15 Oca

Evlilik sadece duygusal bir birliktelik değil aynı zamanda ekonomik ve hukuki bir ortaklıktır. Bu ortaklığın sona ermesi durumunda, eşlerin malvarlığının nasıl paylaşılacağı sorusu gündeme gelmektedir. Türk Medeni Kanunu Madde 225’e göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Yine boşanma ve evliliğin iptali halinde ise mal rejiminin, davanın açıldığı tarih itibariyle sona ermiş sayılır.
Ofisimize gelen boşanma aşamasındaki kadın müvekkillerden en sık duyduğumuz cümle şudur: "Ben hiç çalışmadım Avukat Hanım, yıllarca eve baktım ama tapular hep eşimin üstüne. Benim hiçbir hakkım yok mu?"
Toplumun, kadının ev içindeki emeğini "sevgi" veya "görev" adı altında kutsayıp, ekonomik karşılığını yok saydığı bir düzende bu endişe yersiz değildir. Ütülenen gömlekler, pişirilen yemekler, çocukların okul takibi, hasta bakımı... Görünmez bir mesaiyle geçen yıllar, boşanma masasına gelindiğinde genellikle "hiçbir şey yapmamışlık" olarak yaftalanır.
Ancak Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları bu konuda oldukça net bir duruş sergiliyor: 'Ev kadını' olmak, ekonomik bir değer üretmemek anlamına gelmez.
2002 Öncesi ve Sonrası: Büyük Kırılma
Bu konuda haklarınızı anlayabilmek için öncelikle evlilik tarihinizin ve mülklerin edinildiği tarihlerin önemi büyüktür.
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu, kadınlar için devrim niteliğinde bir değişikliği beraberinde getirdi: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi. Bu tarihten sonra alınan mallar, kimin üzerine kayıtlı olursa olsun, kural olarak eşlerin "ortak edinim"i sayılır.
Buradaki kilit nokta şudur; kanun koyucu, "Kadın evde çalışarak, erkeğin dışarıda çalışıp tasarruf etmesini sağlamıştır" mantığını güder. Yani sizin evdeki "görünmeyen emeğiniz", eşinizin maaşından biriktirip aldığı o evin veya arabanın tam yarısı üzerinde hak sahibi olmanızı sağlar. Buna hukukta "Katılma Alacağı" diyoruz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/6817 esas, 2011/6689 karar sayılı ve 06.12.2011 tarihli kararında şöyle demektedir:
“Edinilmiş mallara katılma rejiminde tarafların dava konusu mal varlığının edinilmesinde maddi bir katkısının bulunup bulunmadığının da bir önemi yoktur. Diğer bir ifade ile davacının maddi katkısının varlığını ispatlamak zorunda kalmaksızın diğer eşe ait malın artık değerinin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) hak sahibi olacağı açıktır.”
Kişisel Mallar ve Edinilmiş Mallar
Aşağıdaki mallar kişisel mal sayılır ve paylaşım kapsamına girmez:
Evlilik öncesi edinilen mallar.
Miras yoluyla geçen veya karşılıksız kazandırma (bağış, hediye) yoluyla elde edilen mallar.
Manevi tazminat alacakları.
Sadece bir eşin kullanımına yarayan eşyalar (Kıyafetler, ziynet eşyaları - Yargıtay'ın son görüşüne göre kadına takılan takılar kural olarak kadının kişisel malıdır).
Aşağıdaki mallar ise evlilik birliği içinde edinilmiş mallardır ve paylaşıma konu olabilmektedir:
Çalışmanın Karşılığı Olan Edinimler: Maaş, ücret, prim, yevmiye ve her türlü iş gücü karşılığı kazançlar.
Sosyal Güvenlik Ödemeleri: Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının yaptığı ödemeler (Emekli ikramiyesi, kıdem tazminatı, maluliyet maaşı vb.).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, bu ödemelerin evlilik birliği içine isabet eden çalışma süresine oranlanan kısmı edinilmiş maldır. (Örn: 20 yıl çalışıp 10 yıl evli kalındıysa, ikramiyenin yarısı paylaşıma girer).
Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar: İş kazası veya trafik kazası sonrası alınan bedensel zarara ilişkin tazminatların "çalışma gücü kaybına" tekabül eden kısımları.
Kişisel Malların Gelirleri: Bir eşin evlenmeden önce sahip olduğu bir evin kira geliri veya bankadaki kişisel parasının faizi edinilmiş mal sayılır ve paylaşıma tabidir.
Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler: Edinilmiş bir aracın satılıp yerine başka bir araç alınması durumunda, yeni araç da edinilmiş maldır.
Şirket Hisseleri: Eşlerden birinin evlilik içinde kurduğu veya ortak olduğu şirketin değeri edinilmiş maldır. Ancak eşin evlilik öncesi sahip olduğu şirketin kar payı da (dağıtılsın veya dağıtılmasın) edinilmiş mal kabul edilir.
Krediyle Alınan Mallar: Evlilik içinde krediyle alınan bir evin, boşanma davası açıldığı tarihe kadar ödenen taksitleri oranında bir "artık değer" hesabı yapılır. Boşanma davasından sonra ödenen taksitler kişisel mal sayılır.
Peki, "Benim Emeğim Sadece %50 mi?" Tartışması
Burada sıkça karıştırılan iki kavram devreye girer: Katkı Payı ve Değer Artış Payı.
Eğer bir 'ev kadını'ysanız ve evlilik birliği içinde sadece ev işleri ve çocuk bakımıyla ilgilendiyseniz; kanun bu emeğinizin karşılığını, malların yarısını (tasfiye payı) size vererek ödediğini kabul eder.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/2-432 esas, 2008/444 karar sayılı ve 18.06.2008 tarihli kararında şöyle demektedir:
“…Kuşkusuz, sözü edilen hüküm gereği değer artışı nedeniyle alacak talep edebilmek İçin de, talepte bulunan eşin, diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir katkı sağlamış olması gerekir. Çalışmayan ve herhangi bir kazancı ve geliri bulunmayan kadının, ev işlerinde harcadığı emeği, bu maddeye göre yine katkı sayılmaz ve kadın bu emeğine dayanarak yine değer artışı için alacak talep edemez.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, evi dışında çalışmayan ve herhangi bir geliri ve kazancı bulunmayan kadının, ev İşlerinde sarfettiği emeğini, yasal rejim olan "edinilmiş mallara katılma rejiminde" diğer eşin bu mal rejiminin devamı süresince edinilen malları üzerinde, "katılma alacağı" hakkı (TMK m. 236 ve 239) tanımak suretiyle yasal karşılığa bağlamıştır.”
Görüldüğü üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; olağan ev işlerinin ve çocuk bakımının, kadının aile birliğine doğal katkısı olduğunu ve bunun karşılığının mal rejiminin tasfiyesinde zaten %50 pay ile verildiğini, bu nedenle değer artış payı olarak istenemeyeceğini söyler.
Ancak bazı durumlar vardır ki, "görünmeyen emek" artık "görünür ve maddi bir katkıya" dönüşür. İşte o zaman işin rengi değişir.
Olağanüstü Emek: Değer Artış Payı İstenebilir Mi?
Türk Medeni Kanunu madde 227'de düzenlenen Değer Artış Payı, bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına "hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın" katkıda bulunması halidir.
Bir 'ev kadını' olarak şu durumlarda standart %50'lik hakkınızın üzerine ayrıca bir alacak (Değer Artış Payı) talep edebilirsiniz:
Aile Şirketinde/İşyerinde Çalışma: Eşinizin dükkanında, ofisinde veya tarlasında maaş almadan çalıştıysanız,
Kişisel Birikimin Aktarılması: Ailenizden kalan miras, düğünde takılan ziynet eşyaları (ki bunlar kadının kişisel malıdır) bozdurulup eşin adına bir mülk alındıysa,
Ev ekonomisine katkı olması amacıyla sigortasız şekilde çalışmak sonucu elde edilen gelir.
Haklarınızın Takipçisi Olun
Unutmayın; evdeki emeğin hukuki bir karşılığı vardır. Boşanma, sadece duygusal bir kopuş değil, aynı zamanda tarafların emeklerinin hesabının görüldüğü hukuki bir süreçtir. Bu süreçte "görünmeyen" emeğinizi "görünür" kılmak, uzman bir hukuki destekle mümkündür.
Dayanışmayla…




Yorumlar